İnsan aynı gün içinde hem bir yaşamın son bulduğunun haberini hem de yeni bir yaşam haberini alabiliyor işte. Hem de ikisi de çok yakınlardan bi yerden gelebiliyor bu haberlerin.. Atalarımız boşuna söylememiş doğanlar büyümekte, ölenler çürümekte diye… Tevafuk bu olsa gerek… Bu bana birşeylerin farkına varmam için bir işaret olsa gerek.. Düşünenler için hayat işaretlerle dolu..
Bu yaşam döngüsü böyle devam edip giderken biz hayatımızda ne kadar bunun farkında ve bilincinde yaşıyoruz acaba? Dün dinlediğim bir hikayenin yazarı demiş ki “benim bu cümlelerimi kurduğum zamanla sizin bunları okuduğunuz zaman arasında geçen dilimde Dünya üzerinde kaç kişi ölmüştür bir fikriniz var mı?” Ben buna ekliyorum: Kaç kişi ölmüştür ve kaç bebek dünyaya merhaba demiştir?
Bunları düşünmek belki bazen saçma belki çok anlamlı belki de sıradan geliyor bizlere.. Ama hepimiz bunları gün içerisinde hiç hatırlamıyoruz. Unutmak ne büyük nimet ne büyük lütuf değil mi?
Ölüm gerçeğini unuttuğumuz gibi yaşamın kendisini de unutmuyor muyuz? Aslında ikisi de birbiri ile doğrudan ilişkili…
Yaşamak güzeldir.. Ama ölümden sonrasını da düşünerek sürülen bir yaşam..
Peki ben? Kendime soruyorum.. Ne kadar bu dediklerime uyuyorum?
Keşke farkında olabilsem tüm bunların…
Tekrardan hocama Allah’tan rahmet diliyor, bebek bekleyen yakınıma da Allah’ın hayırlısıyla güzel, hayırlı ve sağlıklı bir ömür geçirecek bir evlat vermesini temenni ediyorum..