<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhittin Özer &#187; Güzel Yazılar - Muhittin Özer - Kişisel Karalama Bölgem</title>
	<atom:link href="http://www.muhittinozer.com/category/guzel-yazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muhittinozer.com</link>
	<description>Kişisel Karalama Bölgem</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:25:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Eğer&#8230;</title>
		<link>http://www.muhittinozer.com/2008/11/28/eger/</link>
		<comments>http://www.muhittinozer.com/2008/11/28/eger/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2008 01:40:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhittin Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>
		<category><![CDATA[ömer köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhittinozer.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Can Dündar&#8217;dan bir sevgililer günü yazısı.. Yazıda öyle bir cümle var ki beni ta kalbimden vurdu. Paylaşmak istedim.. O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz&#8230; Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz&#8230; ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin&#8230; O’nunlayken pervaneleşen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>Can Dündar&#8217;dan bir sevgililer günü yazısı.. Yazıda öyle bir cümle var ki beni ta kalbimden vurdu. Paylaşmak istedim..<span id="more-94"></span></p>
<blockquote><p>O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz&#8230;<br />
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz&#8230;<br />
ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin&#8230;<br />
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain&#8230;<br />
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp,<br />
hüzünlendikçe ağlıyorsa&#8230;</p>
<p>Dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter,<br />
en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse&#8230;<br />
Hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse&#8230;<br />
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse,<br />
Kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar&#8230;</p>
<p>Her şiirde anlatılan O’ysa&#8230; her filmin kahramanı O&#8230; her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa&#8230;<br />
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,<br />
iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa&#8230;<br />
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa&#8230;<br />
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın<br />
O olduğunu adınız gibi biliyorsanız&#8230;<br />
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken &#8220;keşke O anlatsa&#8221; diye iç geçiriyorsanız&#8230;<br />
kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü&#8230;<br />
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu&#8230;<br />
hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız&#8230;<br />
<strong>O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse&#8230;<br />
ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse&#8230;</strong><br />
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;<br />
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine&#8230;<br />
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa&#8230;<br />
dışarıda yer yerinden oynuyor ve &#8220;içeri&#8221;de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,<br />
nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız&#8230;<br />
kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim&#8230;<br />
gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa&#8230;<br />
Her gidişte ayaklarınız &#8220;Geri dön&#8221; diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,<br />
sınırsız,<br />
sabırsız,<br />
doyumsuz bir tutkuyla&#8230;<br />
&#8230;o halde bugün sizin gününüz!..<br />
&#8220;Çok yaşa&#8221;yın ve de &#8220;siz de görün&#8221;üz</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhittinozer.com/2008/11/28/eger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
<enclosure url="http://www.muhittinozer.com/wp-content/uploads/eger.mp3" length="828000" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Alyans Neden 4. Parmağa Takılır?</title>
		<link>http://www.muhittinozer.com/2008/10/28/alyans-neden-4-parmaga-takilir/</link>
		<comments>http://www.muhittinozer.com/2008/10/28/alyans-neden-4-parmaga-takilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 02:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhittin Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[alyans]]></category>
		<category><![CDATA[nişan]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhittinozer.com/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[Az önce İstanbul FM’de Ömer Köroğlu’nun anlattığı bir hikaye çok hoşuma gitti ve paylaşmadan edemeyeceğim.. Bakın alyans neden 4. parmağa takılıyormuş? Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması varmış… Başparmak, anne-babanızı, İşaret parmağı, kardeşlerinizi, Orta parmak, sizi, Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı, Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder. İlk önce avuçlarınızı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Az önce İstanbul FM’de Ömer Köroğlu’nun anlattığı bir hikaye çok hoşuma gitti ve paylaşmadan edemeyeceğim.. Bakın alyans neden 4. parmağa takılıyormuş?</p>
<blockquote>
<blockquote><p><em>Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması varmış…<br />
Başparmak, anne-babanızı,<br />
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,<br />
Orta parmak, sizi,<br />
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,<br />
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.</em></p>
<p><em>İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin. Daha sonra kalan dört parmağınızı da şekildeki gibi açıp, uç uca getirin.</em></p>
<p><em>Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın… Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız.</em></p>
<p><em>Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.</em></p>
<p><em>İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılıcak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.</em></p>
<p><em>Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü eşler hayat boyu bir arada yaşarlar… İyi günde ve kötü günde… Hastalıkta ve sağlıkta… Ölüm onları ayırıncaya kadar….</em></p></blockquote>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhittinozer.com/2008/10/28/alyans-neden-4-parmaga-takilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevginin Gücü</title>
		<link>http://www.muhittinozer.com/2008/10/23/sevginin-gucu/</link>
		<comments>http://www.muhittinozer.com/2008/10/23/sevginin-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 02:06:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhittin Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhittinozer.com/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler. Basamakları geçti, boş olduğu söylenen koltuğu el yordamıyla buldu, oturdu, çantasını kucağına aldı. Bastonunu koltuğa yasladı. 34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler. Basamakları geçti, boş olduğu söylenen koltuğu el yordamıyla buldu, oturdu, çantasını kucağına aldı. Bastonunu koltuğa yasladı.</p>
<p>34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark’tı. Mark hava kuvvetlerinde subaydı. Susan’ı bütün kalbiyle seviyordu. Susan gözlerini kaybedince Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen fark etmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi.</p>
<p>Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan’ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu.<br />
Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam tam aksi yönde olduğu halde. İlk günler Susan kendini rahat hissetti Mark da “Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam” diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini fark etti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan’ı mutlu etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi işe kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki ne yapabilirdi?</p>
<p>“Otobüs” lafı ağzından çıkar çıkmaz Susan öfkeyle haykırdı.. “Nasıl yaparım? Görmüyor musun ben körüm! Nerede olduğumu nereden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım? Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun..” Duydukları Mark’ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu.<br />
“Her sabah ve her akşam otobüsü arabayla takip edeceğim. Sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu.” Tam iki hafta Mark, Susan’ın otobüsünün arkasından gitti iki hafta boyu karısına görme dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şoförü ile ahbap olursa, her şey kolaylaşır, şoför her gün önde bir yer ayırırdı. Nihayet susan yolculuğa tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi. Ayrılırken otobüsün geçici eskortu kocasına, hayattaki büyük dostuna sarıldı. Gözleri yaşla doluydu Susan’ın. Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü.. “Allah’a ısmarladık” dedi kocasına ve uzun amandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar. Pazartesi, Salı, Çarşamba.. Her gün mükemmel geçti Susan için. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti, yapıyordu, başarıyordu, tek başına başarıyordu. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte. Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi, ofisinin karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şoföre.<br />
“Sizi kıskanıyorum bayan ” dedi şoför. “Neyimi kıskanıyorsunuz benim” diye sordu şoföre. “Sizin kadar sevilmek, bu kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan” dedi şoför. “Nasıl yani” dedi Susan. “Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir adam köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan..” Mutluluk gözyaşları Susan’ın yanaklarından akmaya başladı. Ve birden hatırladı Mark’ı hiç görmüyordu ama bir haftadır yanında olduğunu hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki.</p>
<p>Talihli gerçekten çok talihli idi. Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmeden daha değerliydi . Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu. Sevginin aydınlatamayacağı karanlık yoktu çünkü…</p>
<p>————————–</p>
<p><strong>Allah hepimize böyle sevmeyi ve sevilmeyi nasip etsin…</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhittinozer.com/2008/10/23/sevginin-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevmeye Engel Değil Mesafeler</title>
		<link>http://www.muhittinozer.com/2008/06/07/sevmeye-engel-degil-mesafeler/</link>
		<comments>http://www.muhittinozer.com/2008/06/07/sevmeye-engel-degil-mesafeler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 07:32:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhittin Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhittinozer.com/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Günün birinde birisi, karşınıza geçip ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkın. Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz… Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, ’seviyorsanız’ bunun bir engel olmadığını anlarsınız. Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize. Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız. Bunun tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günün birinde birisi, karşınıza geçip ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkın.</p>
<p>Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz…</p>
<p>Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, ’seviyorsanız’ bunun bir engel olmadığını anlarsınız.</p>
<p>Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize.</p>
<p>Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız.</p>
<p>Bunun tek açıklaması seviyorsunuzdur, seviyordur…</p>
<p>Her zamankinden daha fazla hasret anlamı yüklenmiş şarkıları</p>
<p>Dinlemeye başlarsınız, özlem dolu şiirler okumaya iter sevginiz sizi.</p>
<p>Hiç umulmadık anlarda gözleriniz dolabilir, ağlamak istersiniz…</p>
<p>Yaşamdaki her güzelliği uzaktaki sevgilinize adamaya başlarsınız.</p>
<p>Artık yağan yağmur daha farklı hislere götürür sizi.</p>
<p>Gördüğünüz gökkuşağının doğu ile batıyı renkleriyle birbirine</p>
<p>bağlaması da uzaklardaki sevdanızı hatırlatır usul usul…</p>
<p>Bazı zamanlar içinize bir ateş düşer…</p>
<p>Sevdiğinizle özlem denizinde yüzerken, ona dokunmak, yüzüne doya doya bakmak istersiniz.</p>
<p>İlk uçakla ya da ilk otobüsle karşısına çıkarsınız.</p>
<p>Elinizdeki çiçekleri ona verdiğiniz an, onun gözündeki mutluluğu görüp aşkın en kutsal ödülünü alırsınız.</p>
<p>Her görüşme yürekleri daha da büyütür ve kocaman harflerle ‘aşk’ı gönül defterinize yazarsınız.</p>
<p>Ancak akrep ile yelkovanın yarışı devam eder ve saatlerin her zamankinden daha çabuk tükendiğine şahit olursunuz sevdiğinizin yanında.</p>
<p>Dönüş yolculuğunda bir sonraki buluşmanın hayalleri sizi sararken yolların ve dağların sevginize şahit olmasından memnuniyet duyarsınız.</p>
<p>İşte uzaklarda aşkı böyle benzer tekrarlarla yaşarsınız, ayrı şehirlerin inadına…</p>
<p>Ve biri günün birinde karşınıza geçip size ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkarsınız!</p>
<p>Çünkü aşkın dil, din, ırk ve kilometre tanımadığını herkese en iyi siz anlatırsınız…</p>
<p><strong>Yazan: Tahsin Sezer</strong></p>
<p><strong>Not:</strong> Bana gelen bir mailden alıntıdır..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhittinozer.com/2008/06/07/sevmeye-engel-degil-mesafeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asla Vazgeçme</title>
		<link>http://www.muhittinozer.com/2008/05/28/asla-vazgecme/</link>
		<comments>http://www.muhittinozer.com/2008/05/28/asla-vazgecme/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 May 2008 07:24:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhittin Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhittinozer.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Posta Kutuma düşen bir maili sizlerle paylaşmak istedim.. Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore&#8217;deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere&#8217;den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona. Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Posta Kutuma düşen bir maili sizlerle paylaşmak istedim..</p>
<p>Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore&#8217;deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere&#8217;den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.</p>
<p>Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel temalara değinmiş etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı kitabı daha önce başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı. Okuyanın notlar aldığı bölümler Ewan&#8217;i da derinden etkiliyor, notları okudukça sarsılıyordu. Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane mmuresine gitti ve daha önce kitabı okuyan kişinin kim olduğunu öğrendi. Holly adında bir kadındı,adresini aldı ve eve varır varmaz bir mektup yazdı:<br />
&#8216;Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz notlar karşısında hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore&#8217;ye gidiyorum, sizi tanımak ve sizinle mektuplaşmak istiyorum. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.&#8217;</p>
<p>Holly&#8217;den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı arkasına yazılmaya başlandı. Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor,yüreklerini birbirlerine biraz daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip gitti.<br />
Ewan ve Holly birbirlerine belki binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı.<br />
Ewan&#8217;ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son mektubunda Holly&#8217;i görmek istediğini yazdı.</p>
<p>&#8216;Ancak seni tanıyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen&#8217; diye ekledi. Holly buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi.</p>
<p>&#8216;Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama kırmızı bir çiçek takacağım.&#8217; dedi.</p>
<p>Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye döndü.<br />
Trenden indiği ilk anda gözleri Holly&#8217;i aradı.<br />
Bir müddet bakındı, sonra kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi.<br />
Uzun boylu, çok güzel, uzun sarı saçlı, masmavi iri gözleri ve mavi elbisesiyle muhteşem bir kadındı.<br />
Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç bir şey yoktu.<br />
Kadın gözlerine baktı ve &#8216;Merhaba denizci, benimle gelmek ister misin?&#8217; diye sordu.</p>
<p>Tam o sırada güzel kadının omzunun üzerinden, yakasında kırmızı çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak kiloda, gri kısa saçlı, tozlu uzun pardösüsü ve kalın bilekleriyle öylece duruyordu.<br />
Ewan şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından bir teklif almıştı ancak karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın duruyordu.<br />
Kendini toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan ilerledi.<br />
Elinde Holly&#8217;le birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap vardı.<br />
Elini uzattı, &#8216;Merhaba Holly&#8217; dedi gözlerinin içi gülerek.<br />
&#8216;Pardon&#8217; dedi kadın. &#8216;Ben Holly değilim.<br />
Az önce buradan geçen sarı saçlı mavi elbiseli bayan yakama bu çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi.<br />
Sizi garın çıkışındaki cafe&#8217;de bekliyormuş&#8230;&#8217;</p>
<p>HAYATA DEGER BİR YAŞAM, <strong>&#8221;SEVMEYE DEGER BİR AŞK&#8221;</strong>,<br />
DOSTLUGA DEGER BİR ARKADAŞLIKTAN ASLA VAZGEÇME..!!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhittinozer.com/2008/05/28/asla-vazgecme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pazarlama Tanımları ;)</title>
		<link>http://www.muhittinozer.com/2008/05/02/pazarlama-tanimlari/</link>
		<comments>http://www.muhittinozer.com/2008/05/02/pazarlama-tanimlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 May 2008 07:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhittin Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Endüstri Müh.]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhittinozer.com/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[Bir profesör, yüksek lisans öğrencilerine pazarlama kavramlarını anlatıyordu: 1. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına giderek &#8216;Çok zenginim. Evlen benimle!&#8217; dediniz. Bu, doğrudan pazarlamadır. 2. Bir grup arkadaşınızla katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Arkadaşlarınızdan biri kızın yanına gitti ve sizi işaret ederek kıza &#8216;O çok zengin. Evlen onunla!&#8217; dedi. Bu, reklamdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry-body">
<div>
<div class="item-body">
<div>
<p><span style="color: #000000;">Bir profesör, yüksek lisans öğrencilerine pazarlama  kavramlarını anlatıyordu: </span></p>
<p><span style="color: #000000;">1. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına giderek &#8216;Çok zenginim. Evlen benimle!&#8217; dediniz. Bu, doğrudan pazarlamadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">2. Bir grup arkadaşınızla katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Arkadaşlarınızdan biri kızın yanına gitti ve sizi işaret ederek kıza &#8216;O çok zengin. Evlen onunla!&#8217; dedi. Bu, reklamdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">3.Katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz ve yanına gidip telefon numarasını aldınız. Ertesi gün arayıp &#8216;Çok zenginim. Evlen benimle!&#8217; dediniz. Bu, telepazarlamadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">4. Katıldığınız partide büyüleyici bir kız gördünüz. Kalkıp kravatınızı düzelttiniz, ona doğru yürüyüp içkisini tazelediniz, arabanın kapısını açtınız, çantasını düşürünce eğilip aldınız, küçük bir gezinti teklif ettiniz ve sonra &#8216;Bu arada ben çok zenginim. Benimle evlenir misin?&#8217; dediniz. Bu, halkla ilişkilerdir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">5. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanınıza geldi ve &#8216;Duyduğuma göre çok zenginmişsiniz. Benimle evlenir misiniz?&#8217; dedi. Bu, marka bilinirliğidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> 6. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp &#8216;Ben çok zenginim. Evlen benimle!&#8217; dediniz. Suratınıza okkalı bir tokat yapıştırdı. Bu, müşteri geribildirimidir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">7. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp &#8216;Ben çok zenginim. Evlen benimle!&#8217; dediniz. O da sizi kocasıyla tanıştırdı. Bu, arz-talep uyuşmazlığıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">8. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaştınız, ama siz birşeyler söyleyemeden önce biri gelip ona &#8216;Ben çok zenginim. Benimle evlenir misin?&#8217; dedi ve kız onunla gitti. Bu, sizin pazar payınıza göz koyan rekabettir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">9. Katıldığınız bir partide büyüleyici bir kız gördünüz. Yanına yaklaşıp &#8216;Ben çok zenginim, evlen benimle!&#8217; diyecekken karınız geldi. Bu, yeni pazarlara girememektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu yazı, Marjinal Reklam ve Tanıtım Şirketinin &#8216;Marjinal Yaklaşımlar E-bültenleri&#8217;nin 03 Nisan 2007 tarihli nüshasından alınmıştır.<br />
</span></p>
<p>Bense mail kutuma düşen bir forward mailden aldım..</p></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muhittinozer.com/2008/05/02/pazarlama-tanimlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

