hayat

Hayat Ne Garip

İnsan aynı gün içinde hem bir yaşamın son bulduğunun haberini hem de yeni bir yaşam haberini alabiliyor işte. Hem de ikisi de çok yakınlardan bi yerden gelebiliyor bu haberlerin.. Atalarımız boşuna söylememiş doğanlar büyümekte, ölenler çürümekte diye… Tevafuk bu olsa gerek… Bu bana birşeylerin farkına varmam için bir işaret olsa gerek.. Düşünenler için hayat işaretlerle dolu.. Devamı…

Sevmeye Engel Değil Mesafeler

Günün birinde birisi, karşınıza geçip ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkın.

Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz…

Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, ’seviyorsanız’ bunun bir engel olmadığını anlarsınız.

Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize.

Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız.

Bunun tek açıklaması seviyorsunuzdur, seviyordur…

Her zamankinden daha fazla hasret anlamı yüklenmiş şarkıları

Dinlemeye başlarsınız, özlem dolu şiirler okumaya iter sevginiz sizi.

Hiç umulmadık anlarda gözleriniz dolabilir, ağlamak istersiniz…

Yaşamdaki her güzelliği uzaktaki sevgilinize adamaya başlarsınız.

Artık yağan yağmur daha farklı hislere götürür sizi.

Gördüğünüz gökkuşağının doğu ile batıyı renkleriyle birbirine

bağlaması da uzaklardaki sevdanızı hatırlatır usul usul…

Bazı zamanlar içinize bir ateş düşer…

Sevdiğinizle özlem denizinde yüzerken, ona dokunmak, yüzüne doya doya bakmak istersiniz.

İlk uçakla ya da ilk otobüsle karşısına çıkarsınız.

Elinizdeki çiçekleri ona verdiğiniz an, onun gözündeki mutluluğu görüp aşkın en kutsal ödülünü alırsınız.

Her görüşme yürekleri daha da büyütür ve kocaman harflerle ‘aşk’ı gönül defterinize yazarsınız.

Ancak akrep ile yelkovanın yarışı devam eder ve saatlerin her zamankinden daha çabuk tükendiğine şahit olursunuz sevdiğinizin yanında.

Dönüş yolculuğunda bir sonraki buluşmanın hayalleri sizi sararken yolların ve dağların sevginize şahit olmasından memnuniyet duyarsınız.

İşte uzaklarda aşkı böyle benzer tekrarlarla yaşarsınız, ayrı şehirlerin inadına…

Ve biri günün birinde karşınıza geçip size ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkarsınız!

Çünkü aşkın dil, din, ırk ve kilometre tanımadığını herkese en iyi siz anlatırsınız…

Yazan: Tahsin Sezer

Not: Bana gelen bir mailden alıntıdır..

Asla Vazgeçme

Posta Kutuma düşen bir maili sizlerle paylaşmak istedim..

Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore’deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere’den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.

Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel temalara değinmiş etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı kitabı daha önce başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı. Okuyanın notlar aldığı bölümler Ewan’i da derinden etkiliyor, notları okudukça sarsılıyordu. Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane mmuresine gitti ve daha önce kitabı okuyan kişinin kim olduğunu öğrendi. Holly adında bir kadındı,adresini aldı ve eve varır varmaz bir mektup yazdı:
‘Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz notlar karşısında hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore’ye gidiyorum, sizi tanımak ve sizinle mektuplaşmak istiyorum. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.’

Holly’den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı arkasına yazılmaya başlandı. Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor,yüreklerini birbirlerine biraz daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip gitti.
Ewan ve Holly birbirlerine belki binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı.
Ewan’ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son mektubunda Holly’i görmek istediğini yazdı.

‘Ancak seni tanıyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen’ diye ekledi. Holly buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi.

‘Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama kırmızı bir çiçek takacağım.’ dedi.

Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye döndü.
Trenden indiği ilk anda gözleri Holly’i aradı.
Bir müddet bakındı, sonra kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi.
Uzun boylu, çok güzel, uzun sarı saçlı, masmavi iri gözleri ve mavi elbisesiyle muhteşem bir kadındı.
Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç bir şey yoktu.
Kadın gözlerine baktı ve ‘Merhaba denizci, benimle gelmek ister misin?’ diye sordu.

Tam o sırada güzel kadının omzunun üzerinden, yakasında kırmızı çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak kiloda, gri kısa saçlı, tozlu uzun pardösüsü ve kalın bilekleriyle öylece duruyordu.
Ewan şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından bir teklif almıştı ancak karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın duruyordu.
Kendini toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan ilerledi.
Elinde Holly’le birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap vardı.
Elini uzattı, ‘Merhaba Holly’ dedi gözlerinin içi gülerek.
‘Pardon’ dedi kadın. ‘Ben Holly değilim.
Az önce buradan geçen sarı saçlı mavi elbiseli bayan yakama bu çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi.
Sizi garın çıkışındaki cafe’de bekliyormuş…’

HAYATA DEGER BİR YAŞAM, ”SEVMEYE DEGER BİR AŞK”,
DOSTLUGA DEGER BİR ARKADAŞLIKTAN ASLA VAZGEÇME..!!

 Yukarı Çık